MARDİN GEZİ REHBERİ

Tepeye vardığınızda, uçsuz bucaksız Mezopotamya’yı göreceksiniz. Zannetmeyin ki geldiğiniz gibi buradan hemen ayrılabileceksiniz. Sizden öncekiler de sizin gibiydi. Buradan ayrıldıklarında ruhlarını da geride bıraktılar. “Halikarnas Balıkçısı bu satırları Bodrum için yazmış, ben Mardin için hissettim.

Gezi planlarım arasında Mardin hep vardı. Ama kısmet 2020 sonbaharına, pandemi dönemineymiş. Her şeyin bir zamanı var derler ya bu zaman o kadar güzel denk geldi ki; “iyi ki” dedirtti. İyi ki Oğlum Mehmet ile ilk gezimiz Mardin’e olmuş.

Henüz 5 aylık bir bebek olarak gittiğin bu geziyi hiç hatırlamayacaksın bebeğim. Ama yıllar sonra fotoğraflarımıza baktığında huzurunun gözlerine yansıdığını sen de göreceksin. Bu geziyi bizim için kolaylaştıran teyzelerine de buradan bir kez daha teşekkür edelim 🙂

MARDİN’E NASIL ULAŞIRIM?

Biz İstanbul’dan 2 saatlik bir uçak yolculuğu sonunda Mardin Havalimanına iniş yaptık. Küçük, sevimli ve şehir merkezinde bir havalimanı. Her gün İstanbul’dan ve Ankara’dan uçuş var.

MARDİN’DE ŞEHİRİÇİ ULAŞIM

Mardin Havalimanı şehrin merkezinde ama yeni şehrin merkezinde. Gezip görülecek asıl Mardin yani Eski Mardin araba ile yarım saatlik mesafede. Sadece Mardin’i gezip dönecekseniz arabaya ihtiyacınız olmayacak. Ama Mardin çevresi ve Midyat’ı da gezecekseniz araba kiralamanızı veya bir yerel tur şirketi ile anlaşmanızı tavsiye ederim.

Biz ne yaptık? Bizim Mardin ekibimiz 4 yetişkin ve bir bebekten oluşuyordu. Aşağıda anlatacağım gibi programımız da yoğundu. Hem Mardin’i ve çevresini hem de Midyat’ı görmeyi planlamıştık. Bu nedenle biz araba kiraladık. 4 kişi için oldukça mantıklı oldu.

Araba kiralamak istemiyorsanız eğer günlük veya 2 günlük programları olan yerel şirketlerle görüşüp teklif almanızı tavsiye ederim. Mardin halkı gerçekten çok misafirperver. Sizi mutlu etmek için ellerinden geleni yapacaklardır.

MARDİN’DE NEREDE KONAKLANIR?

Mardin konaklama konusunda o kadar güzel seçenekler sunuyor ki biz günlerce otel seçemedik. Elbette Mardin’e gitmişken tarihi bir konakta kalmalısınız. Konakların çok büyük bir kısmı eski şehrin merkezinde, gezip görülecek yerlere yürüme mesafesinde.

Biz Gazi Konağı Butik Otel‘de kaldık. Şehrin merkezinde, kendi otoparkı olan çok güzel bir oteldi. Tavsiye ederim. Özellikle kahvaltısı oldukça başarılıydı.

MARDİN’DE NE YENİR?

Mardin’de yeme/içme konusunun kısa bir başlık altına sığmayacağına karar verdim. Bu nedenle sizi MARDİN YEME İÇME REHBERİ‘ni okumaya davet ediyorum. 

MARDİN’DE NE KADAR SÜRE KALINIR?

Mardin’i, Midyat’ı ve çevresini gezmek, tarihi sokaklarının tadını çıkartmak için  en az 3 gün ayırmanız gerekiyor.

MARDİN’DE GEZİLECEK YERLER

Deyrulzafaran Manastırı

Mardin kelimenin tam anlamıyla bir medeniyetler şehri. Her göreni etkileyecek güzellikte manastırlar ve medreselere ev sahipliği yapıyor. Bu manastırların başında da Deyrulzaferan Manastırı geliyor.

Deyrüzzaferân Manastırı, Mardin’e 3 km uzaklıkta bir dağın eteğine 5. yüzyılda yapılmış. Aslında bir Süryani Manastırı ve Süryanilerin önemli din merkezlerinden birisi. Çok bakımlı bir dini yapı. Hala aktif olarak kullanıldığı için de manastıra girişte size orada yaşayanlara ve ibadet edenlere saygı duymanız gerektiği belirtiliyor. Yine aynı sebepten ötürü manastırın bazı bölümlerinin ziyarete kapalı olduğu hatırlatılıyor.

Mor Hananyo Kilisesi, Azizler Evi, Meryem Ana Kilisesi ve Güneş Tapınağı manastırın önemli yapıların. 52 Süryani patriğinin mezarlarını da manastırın içinde yer alıyor. Din adamları günümüzde bile tanrıya daha yakın olmak için manastırın zeminine gömülüyor.

Deyrulzafen Manastırını kafanıza göre gezemiyorsunuz. Manastırda çalışan Süryani gençler sizi belli bir ücret karşılığında gezdiriyor. Bir çeşit rehberli tur yapmışlar. Gruplar halinde geziyorsunuz. Bu usul benim çok hoşuma gitti. Ben oldukça bilgilendirici olmuş hem de bu şekilde tarihi yapıların zarar görmesinin önüne geçilmiş. Manastırın 1500 yıllık olduğuna inanmak çok zor. Çok bakımlı bir manastır. Aktif olarak kullanıldığı için manastırın bahçesini tarım alanı olarak kullanılıyor.

Rehberli tur ile manastıra giriş ücreti 10 TL

Zinciriye Medresesi

Mardin’e gittiğinizde ne kadar kalacaksınız, nasıl bir rota izleyeceksiniz bilmiyorum. Ama ilk durağınız Zinciriye Medresesi olmalı.

Zincireye Medresesi, Medrese Mahallesi’nin kuzeyinde bulunuyor. Tarihi Mardin’in tepesinde. Ben kanguruyla Mehmet’i taşıyarak çıktığım için merdivenler benim için bitmek bilmedi 🙂 Medrese, Mardin’de hüküm süren son
Artuklu Sultanı olan Melik Necmeddin İsa bin Muzaffer Davud bin El
Melik Salih tarafından 1385 yılında yapılmış. Aslı “İsa Medresesi” ama halk arasında “Zinciriye Medresesi” olarak biliniyor. Bunun sebebi ise yapıya halk arasında “Zinciriye Medresesi” denmesi, bir rivayete göre
eskiden iki dilimli kubbe arasına zincir gerilmiş olmasıdır.

Mardin Ulu Cami

Mardin Ulu Camii on altı değişik kitâbe taşımasına ve hakkında hayli bilgi bulunmasına rağmen inşa tarihi tam olarak aydınlanmamıştır. Minarenin kaidesinde 572’de (1176-77) Diyarbakır Meliki II. Kutbüddin Ilgazi tarafından yaptırıldığı yazıkta. Çeşitli tadilatlar geçiren Camii’nin 12. yüzyılda inşa edildiği kabul ediliyor.
Ben Anadolu’nun çok çeşitli yerlerinde çok farklı dini yapılara girdim. Ama Mardin Ulu Camii’nin kendine özgü bir ruhu var. Sade, dingin ve huzurlu. Sanırım Mardin’in bütün yapılarına sinen bu huzurda Ulu Camii başı çekiyor.

Kasımiye Medresesi

Kasımiye Medresesi’nin yapımına Artuklular döneminde başlanıyor. Ancak Timur dönemindeki Moğol saldırıları nedeniyle yapının tamamlanması yarım kalıyor. Sonrasında, 15. yüzyılda Akkoyunlular döneminde Medrese’nin yapımı tamamlanıyor. Kasımiye Medresesi, eğitim verdiği dönemde bölgenin en önemli eğitim merkezlerindenmiş. Hatta 16. yüzyılda Mardin’de en fazla maddi kaynağa sahip medreseymiş. Anca; I. Dünya Savaşı sırasında kapanmış. İki mescide, bir türbe ve bir çeşmeye de ev sahipliği yapmaktadır.

Benim Kasımiye Medresesi için nacizane bir eleştirim var. Mardin Gezim sırasında gezebildiğim tüm tarihi yapıları gezdim. Ama en bakımsız yapı Kasımiye Medresesiydi. Çok üzüldüm. Umarım ben çok talihsiz bir zamanda ziyaret etmişimdir de genel durum bu değildir..

Mardin Müzesi

Mardin yüzyıllar boyunca çok farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir şehir. Ve bu muazzam ev sahipliğini, yıllarca tanık olduğu tarihi de Mardin Müzesinde sergiliyor. Müzenin binası zaten başlı başına bir gezi rotası. Ama bunun yanında müzede en az iki saat ayırmanızı gerektirecek zenginlikte eserler mevcut.  Assurlar’dan Bizansa, Artuklular’dan Osmanlı Dönemi’ne kadar Mezopotamya uygarlıklarına ait binlerce eser sizleri bekliyor. Ben en çok arkeoloji salonundan etkilenmiştim. Mardin gezinizde olmazsa olmaz bir durak burası.

Müzenin ziyaret saatleri ve daha fazla bilgi için tık tık.

Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi

Mardin şehir merkezinde yer alan ikinci müze ise Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi. Yukarıda Mardin Müzesinin şehrin yüzyıllar süren tarihine ışık tuttuğundan bahsetmiştim. Kent Müzesinin konsepti ilse daha farklı. Mardin’in kentsel oluşumu ve yaşam kültürünü sergileniyor. Daha ziyade Mardin Kültürü tanıtılıyor. Mardin Kent Müzesi, içindeki sanat galerisi, koleksiyonu, eğitim programları, konferans ve seminerleriyle çok yönlü bir Müzecilik ortamı sağlıyor.

Bizim zaman yönetimi yaparken tercihimizi Mardin Müzesinden yana kullandığımız için bu müzeyi gezemedik. Alımız kaldı elbette. Bir dahaki sefere diyelim, bir daha gitmek için bahanemiz olsun 🙂

Detaylı bilgi için tık tık.

Dara Mezopotamya Harabeleri

Mardin’e gittiğinizde “olmazsa olmaz” listesinin başında yer alması gereken noktalardan birisi de kesinlikle Dara Harabeleri. Mardin Nusaybin yolu üzerinde yer alan harabeler Perslerin Anadolu bıraktığı en güzel eserlerden birisi.

Dara Harabeleri 7 bin senelik geçmişiyle belki de dünyanın en önemli antik şehirlerinden birisi. M.Ö 530 ile M.Ö. 570 yıllarında İran hükümdarı Darxis’in emriyle yerleşim yeri olarak kurulmuş.  Pers ve Babil Krallıklarına ev sahipliği yapmış.  12. Yüzyıl’da önce Emeviler ve  Abbasilerin daha sonra da Osmanlı topraklarına katılmış.

Henüz sadece yüzde onluk kısmı keşfedilebilmiş muhteşem bir yer Dara. Yıllar önce birden bütçenin kesilmesiyle kazı çalışmalına da süresiz ara verilmiş. Bu kadar değerleri eserlere sahip olup da sahip çıkamamak, tanıtamamak çok üzüntü verici.

Mor Gabriel Manastırı

Mor Gabriel Manastırı, dünyanın ayakta duran en eski Süryani Ortodoks manastırı. Midyat’a bağlı Güngören köyü sınırları içerisinde, Süryanilerin anayurdu olarak bilinen Tur Abdin platosunda bulunmaktadır. 4. yüzyılda yapılan bina hala ilk günkü gibi sağlam ve oldukça bakımlı.

Tıpkı Deyrulzaferan gibi burası da aktif olarak kullanılan bir manastır. 50’den fazla öğrenci ve din adamı hala burada ikamet ediyor. Bu nedenle manastırın sadece küçük bir bölümü ziyarete açık.

Rehberli tur ile birlikte gezmeye müsaade ediliyor. Yirmi kişilik turlar halinde geziliyor. Manastıra giriş ücreti 10 TL.

Midyat

Mardin’e kadar gitmişken Midyat’a da uğrayın demeyeceğim zira aksi mümkün değil 🙂 Midyat, dinlerin ve dillerin buluşma noktası olarak biliniyor. 3 farklı dinden 3 farklı dilden insanlar barış içinde yaşıyor.

Burası MÖ 9. yüzyıl Asur tabletlerinde Matiate olarak tanımlanır. “Matiate”, Süryani bir kelimedir ve anlamı “vatanım”‘dır.

Midyat’da Müslüman olarak Türkler, Kürtler ve Araplar yaşıyor. Hristian olarak ise Süryaniler, Ermeniler ve Keldaniler yaşıyor. Aynı zamanda Hristiyan dininin mezhebi olarak da Katolik, Ortodoks ve Protestan olarak da kendi içlerinde ayrılıyorlar. Midyat’da aynı zamanda sayıları çok az olmakla beraber Yezîdî dinine mensup insanlar da yaşamaktadır. Bu nedenle Midyat’a “Diller ve Dinler Şehri” denir. Herkes barış içinde yaşıyor.

Midyat’a gittiğinizde Konuk Evi, tarihi evleri ve sokakları güzellikleriyle başınızı döndürecek. Aynı zamanda gümüş işçiliği de oldukça aygın olduğu için hatıra olarak Süryani Nazarlığını hatıra olarak almanızı tavsiye ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir