LONDRA GEZİ REHBERİ

İkilemlerin şehri Londra’yı yazmaya başlamak da benim için oldukça çetrefilli oldu. Nereden başlayacaktım yazmaya? Dedim ya ikilem dolu. Bir yanda yağmur çiselerken bir yandan güneş açabiliyor. Bir tarafı kaosu yaşarken başka bir tarafı dinginlikle size kapılarını açıyor. Üç kere gitmeme rağmen hala sevip sevmediğimi bilmediğim ikilemlerin şehridir Londra benim için.

Mümkün olduğunca detaylı bir rehber çıkartmaya çalışsam da bazı konular için ayrı yazılar yazmayı tercih ettim.

Bu nedenle İngiltere vizesi için tık tık.

Londra Yeme İçme Rehberi için tık tık.

LONDRA’YA NASIL ULAŞIRIM?

HEr ne kadar Londra’da 6 adet havalimanı olsa da bizi ilgilendiren bunlardan 3 tanesi. Türk Hava Yolları Gatwick ve Heathrow Havalimanlarına; Pegasus ise Stansted ve Gatwick’e;British Airways ise Heathrow Havalimanına iniş yapıyor.

Her üç havalimanından da şehre ulaşım için tren, otobüs veya taksi seçeneklerini kullanabilirsiniz. Ben Thy ile sehayat ettiğim üç buçuk saat süren yolculuğun ardında Gatwick Havalananına ulaştım. Gatwick Havalananından Londra’nın merkezine ulaşmak için en mantıklı yol Gatwick Ekspress‘i kullanmak. Gatwick Ekspress ile aklaşık yarım saat içinde Londra Victoria tren istasyonuna ulaşabiliyorsunuz. Gatwick Express için tren biletini son dakika alırsanız 16 pound ödemeniz gerekiyor. Ama bir ay ncesinden alırsanız 5 pounda bile bilet bulmanız mümkün. Ben 5,6 pounda almıştım. Victoria Tren İstasyonu, Londra’daki merkez istasyonlrdan birisi. Buranın dışında başka bir tren istasyonuna gidecekseniz de yine kolaylıkla tren bulmanız mümkün.

İngiltere’de bulunduğum süre zarfında tüm tren ve otobüs biletlerimi OMİO üzerinden aldım. Hiçbir sorun yaşamadım. Özellikle mobil bilet uygulaması olan hatlarda bileti tekrar yazdırmanıza veya bastırmanıza gerek kalmıyor. Buraya link bırakıyorum, site Türkçe zaten. Uygulamasını telefonunuza indirmenizi de şiddetle tavsiye ediyorum.

LONDRA’DA ŞEHİR İÇİ ULAŞIM NASIL?

Dünya’nın en eski metro sistemine sahip Londra’da ulaşım en son dert edeceğiniz konu. Neredeyse her noktada toplu taşıma var. Otobüs veya metro kullanmak sizin seçiminize ve güzergahınıza kalmış kalmış. Londra’da toplu taşıma kullanırken ilk dikkatinizi çekecek şey maliyet olacak. Ulaşım gerçekten pahalı. Ben ulaaşım kartı olarak Oyster Card aldım. Oyster Card’ı turizm ofislerinden veya bilet makinelerinden satın alabilirsiniz. 5 poundluk bir deposito bedeli var. Kartı iade ettiğinizde deposito size iade ediliyor. Karta yüklediğini ama kullanmadığınız pound varsa o da iade ediliyor 🙂 Oyster Card, İstanbuldaki akbil gibi; yüklediğiniz miktar kadar kullanıyorsunuz ama sabit bir ücret yok. Gideceğiniz mesefeye göe öngörülemez bir miktar çıkabiliyor. 2 pound da ödeyebilirsiniz 5 pound da. Turnikelerden geçerken kartı okutuyorsunuz, bakiyeniz 2 poundun altındaysa turnike açılmıyor. Bir de metrodan çıkarken kartı okutuyorsunuz. Ödediğiniz miktar bu esnada ekranda görünüyor. Eksi bakiyeye düşmeniz de mümkün. Yani yetersiz bakiye deyip sizin çıkmanıza izin verilmemesi gibi bir durum olmuyor.

LONDRA’DA NEREDE KONAKLANIR?

Londra’ya bir bütçe ile gidiyorsanız bütçenizin büyük bölümünü maalesef konaklamaya ayırmanız gerekiyor. Londra’nın turistlik kısmında konaklama oldukça maliyetli. Şehir merkezinden uzaklaştıkça fiyatlar düşse de yine de istediğimiz seviyeye gelmiyor. Öncelikle Lonra’nın merkezinde 3 yıldızlı bir otelde konaklamayı düşünüyorsanız gecelik 100 poundu gözden çıkartmanız gerekiyor. Hostel fiyatları biraz daha insaflı; 30 pounda yine merkez bir hostel bulmanız mümkün. Londra için benim tavsiyem airbnb yapmanız. Yani bir ev veya evin bir odasını kiralamanız olacak. Biz merkeze yarım saat uzaklıkta bir airbnb evinde iki kişi gecelik 30 pounda kaldık. Ama aynı dönemde İbis London Wembley Otel‘in geceliği de 40 poundtu. Şimdi olsam İbis Oteli tercih ederdim.

LONDRA’DA NE YENİR?

Londra’da yeme/içme konusu’nun kısa bir başlık altına sığmayacağına karar verdim. Bu nedenle sizi LONDRA YEME İÇME REHBERİ‘ni okumaya davet ediyorum. 

LONDRA’DA NE KADAR SÜRE KALINIR?

Londra’nın en güzel müzelerini gezmek ve

sokaklarının tadını çıkartmak için  en az 5 gün ayırmanız gerekiyor.

LONDRA’DA GEZİLECEK YERLER

Big Ben

Londra’nın en önemli simgelerinden birisi olan Big Ben görülmesi gereken yerlerin başında yer alıyor. Big Ben, Londra’da Westminster Sarayı’nın yanındaki ünlü bir saat kulesi. Dünyanın en büyük ikinci dört yüzlü saati aynı zamanda. “Big Ben” aslında saat kulesinin çanının adıdır, ancak zamanla halk tarafından tüm yapıyı belirtmek için kullanılır olmuş. Bugünlerde Londra’ya gideceklere verilecek en kötü haber ise Big Ben’in tadilatta olduğu ve sizi Big Ben yerine sadece iskelelerin karşıladığı gerçeği. Tadilatın 2021’e kadar sürmesi bekleniyor.

En yakın metro istasyonu: St. James’s Park

Westminster Abbey

Westminster Abbey ya da resmi adı ile Westminster’deki Aziz Peter Kilisesi, Westminster Sarayı’nın batısında, büyük, Gotik bir manastır kilisesi.  Yapımına 1245 yılında 3. Henry tarafından başlanan yapı ülkedeki en önemli gotik mimari tarzında yapılan ortaçağ kilisesi. Aynı zamanda İngiliz Kraliyet ailesinin düğün, cenaze gibi önemli günlerine ev sahipliği yapıyor kilise. Darwin, Dickens ve Newton’un da mezarı burada bulunuyor.. Her gün sabah 8:30 ile öğleden sonra 16:30 arasında ziyarete açıklan kilisenin giriş ücreti yetişkinler için 23 pound, öğrenciler için 20 pound, 17 yaşına kadar olan çocuklar için 10 pound. Ayrıntılı bilgi ve güncel fiyatlar için tık tık.

En yakın metro istasyonu: St. James’s Park

London Eye

London Eye Kapsülünün İçi

Big Ben’e kadar gelip de tadilatı görüp hemen moral bozmaya gerek yok. Çünkü Thames Nehri’nin hemen diğer tarafından tüm güzelliğiyle London Eye size göz kırpıyor olacak. London Eye, 135 metre yükseklikte, Avrupa’da bilinen en yüksek dönme dolaptır. Birleşik Krallık’ın en popüler turistik mekanı olmak üzere yılda üç milyona yakın turist ziyaret ediyormuş. London Eye 20 kişilik kapsüllerden oluşuyor. Bilet kişi başı 30 pound, çocuklar için 24 pound. Bir tur 30 dakika sürüyor. Önceden online bilet almanız ne yazık ki size geçiş üstünlüğü vermiyor. O sırayı bekleyeceksiniz. Bekleme süresi 40 dakika ile 1.5 saat arasında değişiyor. En güzel manzara için kapsüle bindiğinizde sol taraftan bir yer kapmanızı tavsiye ederim.

En yakın metro istasyonu: Waterloo

Londra Kalesi

İnşasına 1078 yılında başlanan kale kısım kısım yapılmış ve bugünkü şekline 14. yüzyılda kavuşmuş. 1399 yılı sonrasında Londra Kalesi’nde herhangi bir değişikliğe gidilmemiş. Daha çok bir hapisane olarak kullanılan kale bölgenin en ürkütücü zindanları arasında yer almış. Yapımından itibaren geçen sürede en önemli suçlularına ev sahipliği yaptığı gibi kraliçenin mücevherleri de burada muhaafaza edilmiş. Günümüzde 23.500 mücevher hala burada duruyormuş. Bir çok kral ve kraliçe bu kalede ölmüş. En bilinenlerden birisi de Anne Boleyn, UNESCO tarafından da koruma altına alınmış olan bu eser UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne 1988 yılında dahil edilmiştir. Londra Kalesi’nin hukuki sahibi Kraliçe II. Elizabeth. Giriş ücreti yetişkinler için 27,50 Pound çocuklar için 13,10 pound.

En yakın metro istasyonu: Tower Hill

Tower Bridge

Londra Kalesi’nin hemen yanında yer alan ve 1894 yılında hizmete açılan ve 244 metre yüksekliğindeki köprü yine Londra’nın simge yapılarından birisi. Thames Nehri üzerinde yer alan yapı iki katlı bir açılır kapanır köprü. Yıllar boyunca, Londa’nın nehir üzerinden iki yakasındaki trafiği birleştirmiş. Köprüde bulunan asansöre binip üst katına çıkarak köprünün yapının tarihini anlatan müzeyi gezebilirsiniz. Ücreti 9 pound.

En yakın metro istasyonu: Tower Hill

Buckingham Sarayı

Buckingham Sarayı 1705 yılında Buckingham Dükü’nün konutu olarak inşa edilmiş. 1824 yılında ise Kral IV. George tarafından Mimar John Nash‘den bu konutun saraya dönüştürülmesi istenmiş. Ancak sarayda yaşayan ilk hükümdar Kraliçe Victoria olmuş. O günden beri de saray Kraliyet ailesinin ve daha ziyada Birleşik Krallık Kral ve Kraliçesi’nin resmi konutu olarak kullanılıyor.

Yaklaşık 500 kişinin görev yaptığı saray 775 odadan oluşuyor. Sarayda, resim galerisi, kütüphane, kabul salonları, taht odası, balo salonu mevcut. Hatta kraliyet köpeklerinin yatak odası dahi var.

Londra’ya gitmişken bir şekilde denk getirip saray muhafızlarının nöbet değişim törenini görmenizi tavsiye ederim. Wellington Kışlası’ndan Buckingham Sarayı’na kadar yürüyerek burada nöbeti devralan muhafızların gerçekleştirdiği nöbet değişimi töreni de Buckingham Sarayı turu ve Londra gezisi klasiklerinden. Her sabah 11:00’de kırmızı üniformalı muhafızların gerçekleştiriyor töreni.

Her ne kadar Kraliçe’nin evi olsa da Sarayı belli dönemlerde gezmek mümkün. Genellikle her yıl temmuz ve ağustos aylarına denk gelse de bazen eylül ayında da Sarayı ziyarete açıyorlar. Güncel ziyaret tarihlerini bu adresten kontrol edebilirsiniz. Giriş ücreti yetişkinler için 26 pound, 17 yaş altı için 16,50 pound.

En yakın metro istasyonu:  Victoria, Green Park, Hyde Park Corner ve St James’s Park

Hyde Park

Londra yeşillikler içinde bir şehir. Şehrin içinde onlarca park var ve bu parklardan en ünlüsü de Hyde Park. Hyde Park aslında Kraliyet Parklarından en büyüğü ve en ünlüsü. Hyde Park Kraliyet ailesine ait olmakla birlikte halka da açık olan bir partır. Hatta şöyle bir rivayet vardır; 18. yüzyılda haklın parka girmesinden rahatsız olan Kraliçe Caroline Hyde Park’ın özel bir bahçe olmasının neye mal olacağını sorduğunda danışmanlarından şu yanıtı alır: “Üç taca mal olur. İngiltere’nin, İskoçya’nın ve İrlanda’nınkine” Park halk için o derece önemlidir. Bitişiğindeki Kensington Bahçeleri’150 hektarlık bir alanı kaplar.Bahçeler bölümünde kral Alex adına heykel koyulup, park bölümünde de “Su” olarak bilinen bir gölü içine alır. Yıl boyu parkta çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Kış ayılarında ünlü Winter Wonderland burada kuruluyor. Ayrıca park kendi içinde bir eko sistemi ve vahşi hayatı barındırıyor. Karşınıza her an her yerden sincaplar çıkabileceği gibi hiç görmediğiniz birbirinden güzel kuş çeşitlerine de hazırlıklı olun. Park hakkında detaylı bilgi ve etkinlik takvimi için tık tık.

British Museum

Londra’nın en güzel yanı hiç şüphesiz her şeyden önce bir sanat şehri olması. Şehirde her türlü sanat zevkine hitap eden onlarca müze var. Bu müzelerden belki de ilk ziyaret edilmesi gereken British Museum. İslam Eserlerinden Yunan Heykellerine, Mısır mumyalarından Japon mücevherlerine kadar dünyanın dört bir yanından sanat eserlerien ev sahipliği yapıyor müze.

Müze,  doğabilimci Sir Hans Sloane‘un biriktirdiği doğa tarihi nesneleri koleksiyonunun hükûmet tarafından satın alınmasıyla 1753’te kurutuyor. Devam eden yıllardan; satın alma, bağış ve tabiri caizse araklama ile müze zenginliğine zenginlik katıyor. Özellikle Anadolu’dan giden eserleri gördüğünüzde isyan etmemek elde değil. Parça parça kıyı Ege’yi Lonra’ya taşılklarını fark etmek gerçekten üzücü oluyor. Toplam 9 kattan oluşan müzede dört milyondan fazla eser sergileniyor.

Müzeye giriş ücretsiz. Sadece dönem dönem açılan bazı özel sergileri gezmek isterseniz ücret ödemeniz gerekiyor.

En yakın metro istasyonu: Holborn, Russel Square, Goodge Street.

Doğa Tarihi Müzesi

Hem yetişkinler hem de çocukların gezmekten keyif alacağı, zamanın hızlıca akıp gittiği bir müze burası. 1881 yılında British Museum’un bir parçası olarak açılan müze 1963 yılında British Museum’dan ayrılmış ancak 1992 yılından sonra Doğa Tarihi Müzesi olarak faaliyete geçmiştir. Müzede; 28 milyonu böcek olmak üzere 55 milyon hayvan, 9 milyon fosil, 6 milyon bitki, 500 bin üzerinde mineral ve kayaç ile 3200 meteorit bulunuyor. Müze kırmızı, mavi, yeşil ve turuncu bölgeler olorak 4 bölgeye ayrılmış. Mavi bölge; benim favorim olan dinozor galerisini, deniz omurgasızları galerisini, balık, amfibi ve sürüngen galerisini, insan biyolojisi galerisini, memeliler galerisini ve doğa resimleri galerisini barındırır. Yeşil bölgede yaşam, evrim, gezegenimiz hakkında bilgiler bulunuyor. Kırmızı bölgede ise dünyanın oluşumundan bu yana geçirdiği değişimler  anlatılıyor.  Turuncu  bölgede  ise  vahşi  yaşam  bahçesi  ve  Darwin Merkezi bulunuyor. Müzeye giriş ücretsiz.

En yakın metro istasyonu: South Kensington

Londra Hayvanat Bahçesi

27 Nisan 1828 tarihinde açılan ve ilk açıldığında buraya getiren türlerin bilimsel amaçta kullanılması öngörülen bahçe dünyanın en eski hayvanat bahçesidir. 1847’de ise halkın ziyaretine açılmıştır.  Yine Londra’yı çocuklarıyla gezen aileler için muhteşem bir ziyaret noktası olan bahçede rezervasyon yaptırmak ve bir miktar ücret ödeyerek zürafa, kanguru, aslan gibi belli türlerle beraber zaman geçirebilir, onları ellerinizle besleyebileceğiniz. Ayrıntılı bilgi için tık tık.

Giriş ücreti yetişkinler için 23 Pound, 3-15 yaş arasındaki çocuklar için 15 pound, 0-3 yaş ise ücretsiz.

En yakın metro istasyonu: Mornington Crescent

Sherlock Holmes Müzesi

Polisiye roman severleri ve Sherlock Holmes hayranlarını Baker Street 221B’de harika bir müze bekliyor. 1990 yılında roman kahramanı Sherlock için, karakterin romandaki ev adresine 1800’lü yılların ruhuna uygun muhteşem bir ev/müze yapılmış. Müzeyi gezmek ortalama yarım saat sürüyor. Evin yanına küçk bir hediye dükkanı açmışlar. Müzeyi gezmek için bütçeniz veya zamanınız yoksa bu küçük hediye dükkanının da müzeden aşağı kalır yanı yok. Yine Sherlock ve yakın arkadaşı Dr. Watson’ı birçok varsayımsal eşyası hediyelik olarak satışa sunulmuş. Benim oldukça keyif aldığım bir müzeydi. Giriş ücreti 8 pound.

En yakın metro istasyonu: Baker Street.

LONDRA GEZİ REHBERİ” için 2 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir