BERLİN GEZİ REHBERİ

Berlin, Almanya’nın başkenti ve aynı zamanda en büyük şehri. Berlin’de kaldığım 3 gün süresince edindiğim ilk izlenim alışageldiğimiz Avrupa şehirlerinden çok farklı. Özellikle benim gibi tarihi atmosfer ve eski bina delisi bir gezgin iseniz hayal kırıklığına uğramaya hazır olun. Elbette bunda, herhangi bir Avrupa başkentine oranla çok daha fazla çalkantılı geçmişe sahip olmasının payı büyük. Endüstrileşmeyi de pas geçmeyelim. Ancak son yıllarda Belin’in özellikle genç kesimin tercih ettiği en popüler yerlerinden biri olarak yıldızını yükseltmiş. Sanat, tarih ve gece hayatının eğlenceli bir birleşimi ortaya çıkmış; hippi mekanlar tüm şehri kaplamış.

Berlin’de gezi boyunca gözlemlediğimiz en temel şey tarihi dokunarak hissetmek oldu. Diğer Avrupa şehirlerinde sadece gözlemlemek yeterlidir ancak Berlin’de beklemeniz ve şehri dinlemeniz gerek. Çünkü bu şehrin anlatacak çok hikayesi var. Prusya milliyetçiliğinin ilk günlerinden Nazi rejiminin günlerine, Dünya Savaşının ve Soğuk Savaşın bir parçası olarak Doğu ve Batı Berlin olarak bölünmüşlüğüne kadar, Berlin; yakın dönem Avrupa tarihini hissetmek için en mükemmel bir yer.

Bir şeyi de eklemekten kendimi alıkoyamıyorum, bir Türk olarak Berlin’e gitmek; Türkiye’den Türkiye’ye gitmek gibi. Özellikle Türk Mahallelerinde bazen mekan algınızı yitirip acaba ben Malatya’ya mı geldim, diye düşünmeden yapamıyorsunuz.

BERLİN’E NASIL ULAŞIRIM

Avrupa’da Trük nüfusun en yoğun olduğu şehirlerin başında Belin. Bu nedenle Türkiye’den birçok şehirden doğrudan uçuş mevcut. Berlin’de iki adet hava limanı var. İlki Türk Hava Yollarının da iniş yaptığı, şehir merkezine daha yakın olan Tegel Hava alanı. Diğeri ise Pegasusun iniş yaptığı, şehir merkezinden yaklaşık bir saat mesafede bulunan Schönefeld Hava alanı.

Her iki hava alanından da raylı sistemle veya otobüsle şehir merkezine rahatlıkla ulaşabilirsiniz.

  • Schönefeld Hava alanından çıktıktan sonra yaklaşık 100 metre mesafede bulunan S9 Banliyö Treni sizi doğrudan şehir merkezi olan Alexanderplatz’a götürecektir. Yolculuk süresi ortalama 45 dakika. Tren 20 dakikada bir hareket ediyor. Tren bileti 2,8 Euro.
  • Tegel Hava limanından Alexanderplatz’a otobüs var. TXL Bus ile ortalama 40 dakikada şehir merkezinde olabilirsiniz. Otobüs 6 dakikada bir hareket ediyor. Otobüs bileti 2,8 Euro.
  • Ulaşım maliyeti ve biletleri nasıl temin edeceğiniz konusuna aşağıda değineceğim.

BERLİN’DE ŞEHİR İÇİ ULAŞIM NASIL?

Berlin’de toplu taşımanın son derece gelişmiş ve metro, tramvay, banliyö trenini kapsayan raylı sistem entegre bir şekilde çalışıyor. Bununla birlikte Berlin yukarıda da bahsettiğim gibi Almanya’nın en büyük şehri ve yürüyerek gezmek mümkün değil. Günde en az 4 kere toplu taşıma kullanmanız gerekiyor. Bu nedenle bir çılgınlık yapıp da yürüyerek gezmeyi düşünmeyin.Onun yerine günlük ulaşım kartı alın, bütçeniz de kafanız da rahat etsin.

Günlük ve tek binişlik ulaşım biletlerini istasyonlarda bulunan makinelerden kolaylıkla alabilirsiniz. Bilet makinelerinde Türkçe dil seçeneği olması bizi çok mutlu etti. Burada dikkat etmeniz gereken alacağınız bileti hangi bölgelerde kullanacağınız. Metro ağı A, B ve C olarak 3 bölgeye ayrılmış durum. Genel olarak turistik bölgeler A ve b bölgelerinde kalsa da Schönfeld Hava alanı, Schanhausen Toplama Kampı ve Postdam C Bölgesinde yer alıyor. Bu nedenle Schönfeld Hava alanına iniş yaptıysanız hava alanı içinde yer alan turizm ofisinden veya istasyonda bulunan makineden A,B,C bölgelerini kapsayan ulaşım kartı almanız gere. A,B,C bölgeleri için günlük ulaşım kartı 7,7 Euro.

Eğer Tegel Hava alanına iniş yapacaksınız ve şehir merkezinden ayrılmayacaksınız A ve B Bölgelerini kapsayan ulaşım kartı almanız yeterli. A ve B bölgelerini kapsayan günlük ulaşım kartı 7 Euro.

Günlük ulaşım kartı maalesef 24 saat geçerli değil. Günün hangi saati alırsanız alın ertesi gün sabah 03.00’da süresi doluyor. Biletleri kullanmaya başlamadan önce yine istasyonlarda bulunan makinelere işletmeniz gerekiyor. Almanyada da turnike sistemi yok. Biletsiz binebilirsiniz. Ama kontrole denk gelirseniz; biletiniz yoksa ve ya biletinizi işletmemiş iseniz cezası 60 Euro.

BERLİN’DE NEREDE KONAKLANIR?

Yine Berlin’in muhteşem ulaşım ağı sayesinde konaklama seçeneğinizi şehrin her noktasından gönül rahatlığı seçebilirsiniz. Özellikle Mitte Bölgesi ve Alexanderplatz Bölgesinde konaklamanızı tavsiyede ederim. Ek olarak Kreuzberg, Küçük İstanbul olarak bilinen Türk Mahallesi ve bazı bölgeleri çok güvenli olmuyormuş. Ama ben de Kreuzberg’te kaldım ve hiçbir güvenlik problemi ile karşılaşmadım.

BERLİN’DE NE YENİR?

Berlin’de yeme/içme konusunun kısa bir başlık altına sığamayacağına karar verdim. Bu nedenle sizi BERLİN YEME İÇME REHBERİni okumaya davet ediyorum. 

BERLİN’DE NE KADAR SÜRE KALINIR?

Berlin’in genel olarak gezilecek turistlik yerlerini görmek için 2 tam gün yeterli olacaktır. Ama Postdam veya Sachenhausen Toplama Kampını da görmek isterseniz 3 gün ayırmanızı tavsiye ederim.

BERLİN’DE GEZİLECEK YERLER

Brandenburger Tor

Berlin’in en önemli simgelerinden birisi olan Kapının yapımına 1788 yılında başlanmış. 6 Ağustos 1791 yılında ise kullanıma açılmış. İkinci Dünya savaşının sonunda Almanya “Doğu” ve “Batı” olarak ikiye ayrılmasıyla kapı tam olarak ortada kalmış. Kapıyı her iki taraf da kullanılmamış. Alman’da duvarın yıkılıp doğu Berlin ve Batı Berlin’in birleşmesiyle 1989 yılında kapı tekrar ziyarete açıkmış ve Berlin’de barışın en önemli simgesi olmuş.

Berlin’i gezmeye başlamak için en doğru noktalardan birisi Brandenburg Kapısı. Kapının hemen arkasında şehrin en büyük parkı olan Tiergarten var. Kapıyı geçip Tiergarden’in içinden biraz yürüdükten sonra da sağda Almanya Parlamento Binası olan Reichstag sizi karşılıyor.

REİCHSTAG

Brandenburg Kapısından geçip sağa doğru yaklaşık 5 dakika yürüdüğünüzde karşınıza Alman Parlamento Binası çıkacak. Binanın Almanya yakın tarihi ile ilişkisi çok önemli. Hitler iktidara geldikten sonra 27 şubat 1933 tarihinde gizlice binayı kundaklatmış ve sonrasında kundaklayanların komünistler olduğu yönünde deliller yaratarak Almanya genelinde komünistlere ve rejim karşıtlarına yönelik sürek avı başlatılmasını sağlamış. İkinci Dünya Savaşından sonra restore edilen binanın kubbesi parlamentonun şeffaflığını simgelemek için camdan yapılmış. Gerçekten binayı ziyaret eden dünyanın dört bir yanından gelen turistle cam kubbe sayesinde Alman Parlamentosunun çalışmalarını izleyebilirler.

Giriş ücretsiz ancak Reichtstag’a girmek için önceden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Rezervasyon için tık tık. En az iki hafta önceden rezervasyon yaptırmanızı tevsiye ederim. Aynı gün için 3 farklı saat seçebiliyorsunuz. Rezervasyon saatinden 15 dakika önce bina önünde olun. Çünkü ciddi bir güvenlikten geçiyorsunuz ve sizi grup olarak binaya alıyorlar. Rezervasyon mailinin çıktısını almayı unutmayın. Rezervasyon saatini geçerseniz güvenlik sizi içeri almıyor.

Sabah sekizden gece on ikiye kadar ziyaret etmeniz mümkün. İçeri girdiğinizde ücretsiz olarak, içinde Türkçe dil seçeneği de olan bir adet sesli rehber de alabilirsiniz.

HOLOKOST ANITI

Katledilen Avrupalı Yahudiler Anıtı veya Holokost Anıtı, Holokost’da hayatlarını kaybetmiş Yahudilere adanmış bir anıt mezar. Tiergarden’in yanında oldukça büyük bir alana yapılmış. Sıra dışı bir mimarisi var. Taşa bloklar farklı ebatlarda, blokların konulduğu zemin dalgalı. Anıt halka açık, herhangi bir kapıdan vs gitmiyorsunuz. Ancak, anıtta gezerken birçok insanın bu anıt bloklara oturduğuna, yattığına ve hatta tırmandığına şahit oluyorsunuz. Tüm o yaşananların ağırlığı düşünüldüğünde bir anıt mezarın üstüne tırmanmak maalesef oldukça üzücü.

EAST SİDE GALLERY

Uluslararası bir özgürlük anıtı olan East Side Gallery, Berlin Duvarının 1.3 km uzunluğunda bir parçasıdır. Galeri, 1990 yılında Berlin Duvarının doğu yakasında dünyanın çeşitli yerlerinden ressamların yaptığı 105 resim içermektedir. Berlin’e gelip de Berlin duvarını görmeden dönmeyeceğiniz düşünüldüğünde buraya en az 1 saat ayırmak gerektiğini belirtmek isterim. Çünkü; hem duvar uzun hem de bir resmin önünde fotoğraf çekinmek isterseniz baya sıra bekliyorsunuz.

Berlin Duvarı üzerinde yer alan resimlerden en popüler olanı “Öpüşen Adamlar“ önündeki sıra görülmeye değer. Birbirini dudaktan öpen bu insanlar; Erich Honecker ve Leonid Brejnev . Remin altında ise altında ise “Mein gott, hilf mir diese tödliche liebe zu überleben” yazıyor Google translete çevirisine göre Türkçe’si “Tanrım, bana bu ölümcül aşktan sağ çıkmam için yardım et” demekmiş.

BERLİN KATEDRALİ

East Side Gallery yani sonra Berlin’i ziyaret edenlerin en çok fotoğraf çektirdiği ikinci yermiş burası. Şehrin tam merkezinde, müzeler adasının başlangıcında bulunuyor. Neo-Rönesans tarzında yapılan bazilika bir Protestan kilisesi. Ancak Berlin’de hiçbir zaman resmi olarak bir piskopos yaşamadığı için gerçek anlamda bir katedral değil burası. Katedralin içinde bulunan yaklaşık 260 merdiveni tırmanırsanız sonunda sizi çok güzel ve panoramik bir Berlin manzarası bekliyor.

Berlin Katedraline giriş 7 Euro.

CHECKPOİNT CHARLİE

Checkpoint Charlie; Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılan Berlin’de Helmstedt ve Dreilinden geçiş noktalarından sonra 1961 senesinden 1990 senesine kadar üçüncü ittifak geçiş noktası olarak kullanılan geçiş kapısıymış. Şimdi çevresinde turistler için kafeler, resim alanları, küçük müzeler ve hediyelik eşya satış alanları bulunmakta. Bu hediyelik eşya dükkanlarında gramaj ile Berlin Duvarından kalan parçalar sayılıyor. Yani bildiğiniz beton. Alan var mıdır bilemem. Geçiş noktasında bulunan Amerikan askeri üniforması giyinmiş askerler ile kulenin önünde 3 Euro karşılığında fotoğraf çekebilirsiniz.

MÜZELER ADASI

Spree Nehri’nin üzerinde bulunan küçük bir adanın kuzey kısmında bulunan Berlin’in en önemli müzelerini bünyesinde barındıran bir müzeler kompleksi burası. Bode, Pergamon, Neues, Alta Nationalgalarie ve Altes’ten oluşan 5 büyük müze müzeler adasında bulunuyor. Berlin Katedralini de unutmamak gerek.

Bu beş müzenin içerisinde ne barındırdığına kısaca değinmek gerekirse;

  1. Alta Nationalgalarie, 18 ve 19. yüzyılın Alman ressamların resimlerini görebileceğiniz bir müze. Osman Hamdi Bey’in de şki adet eserini müze de görmeniz mümkün.,
  2. Neues Museum, Antik Mısır Medeniyeti’nin çok güzel örneklerinin sergilendiği bir müze burası. Hayranlıkla gezdiğim müzelerden birisi oldu. Özellikle müzede sergilenen yaklaşık 4000 yıllık Nefertiti, nefes kesici.
  3. Altes Museum, Yunan ve Roma DÖnemi eserleri Altes Museum’da segileniyor. Benim beklentilerimi pek karşılamadı. İstanbul Arkeoloji Müzesi Altes Museum’a göre çok daha zengin.
  4. Bode, yine antik döneme ait ama bu sefer Bizans eserlerinin sergiliyor burada. Benim pek ilgi alanım olmadığı için Antik Dönem Roma, Bizans ve Yunan eserleri arasındaki farkı ayırt edemiyorum. Ama ilgi alanınız ise üç müzeyi bir arada gezmekte fayda var.
Altes Museum

5. Pergamon Museum veya Bergama Müzesi ise müzeler adasında bir Türk olarak en çok ilgimizi çeken yer oluyor. Maalesef içimiz acıyarak gezdik müzeyi.Koskoca Bergama Tapınağını bavula koyup ait olduğu topraklara götürmek istedik. Öncelikle tarihi gerçeklikten bahsetmek gerek. Genel kanının aksine Almanlar bizden müzedeki eserleri çalmamış. Biz 60.000 Frank gibi komik bir miktara bu muhteşem eserleri satmışız. Evet yok pahasına satmışız ama bu satıldığı gerçeğini değiştirmiyor. Yakın tarihte geri almak için adımlar atılmış olsa da maalesef hiçbiri somut ve devamı olan adımla değildi. Müze 3 ana kısımdan oluşuyor; Doğu Müzesi, Klasik Antik Çağlar Koleksiyonu ve İslam Sanatı Müzesi. Zeus Tapınağının olduğu kısım maalesef 2016 yılında tadilata alınmış ve bu büyük tadilat 2026 yılına kadar sürecekmiş.

Sadece Bergama Müzesini gezmek isterseniz giriş ücreti 12 Euro. Ancak; aklınızda Müzeler Adasında yer alan diğer müzeleden birisini de görmek varsa 29 Euro’ya Museum Pass almak daha mantıklı. Ayrıntılı bilgi için tık tık.

GENDARMENMARKT

Opera Binası, Alman Katedrali ve Fransız Katedrali olmak üzere üç güzel yapının yer aldığı, tarihi 17. yy.’a kadar uzanan büyük bir meydandır. Belin’de en sevdiğim meydan olabilir kendileri. Hem tarihi dokusu çok güzel hem de Berlin’de Prusya tarihi esintilerinin hissedildiği nadir yerlerden. Zaten adını, Prusya Kralı 1.Friedrich Wilheim’in meydanın çevresine Jandarma süvarilerinin at ahırlarını yerleştirmesi ile almış. Önce Fransız Katedrali, sonra tam karşısına Fransız Katedrali ile bire bir aynı Alman Katedrali yapılmış, en son da iki katedralin arasına opera binası yapılmış. Özellikle noel dönemi christmas pazarları burada kuruluyormuş

DDR MÜZESİ

Soğuk savaş döneminde Doğa Berlin’de yaşayan insanların günlük yaşantılarının interaktif bir biçimde sergilendiği bir müze burası. Çok büyük değil ama dönemi anlamak için oldukça yeterli. Müze Berlin’in en çok ziyaret edilen müzelerinden birisi ve gezerken bunun nedenini de anlıyorsunuz. Dönem yaşantısı hakkında bilgi veren eşyalar ve objeler, insanların yaşadığı sıkıntı hakkında az da olsa bilgi sahibi olmanızı sağlıyor. Sarsıcı müzelerden birisi.

Giriş Ücreti 7 Euro.

ALEXANDERPLATZ

Berlin’in merkezi olarak kabul edilen, genel olarak alışveriş mağazalarını bünyesinde bulunduran, Taksim Meydanı kasvetine sahip bir meydan. Alışveriş yapmayı düşünüyorsanız ziyaret edilebilir. Yine şehir merkezinde konaklama için bu meydan civarında bulunan oteller tercih edilebilir. Bunun dışında pek bir çekiciliği yok maalesef.

SACHSENHAUSEN

Belin’e gidip de özellikle soğuk savaş dönemini en iyi anlamanızı sağlamak için şehre 35 km mesafede bulunan Sachsenhausen’i ziyaret etmenizi tavsiye ederim. Berlin’in Oranienburg bölgesinde 1936-1945 yılları arasında faaliyet göstermiş bir Nazi toplama kampı burası. Nazi toplama kamplarının idari merkezi olma özelliği taşıyan ve aynı zamanda SS eğitim merkezi olan bir kamp. Kampa ulaşım çok kolay. Berlin’den Oranienburg’a giden trene(S-Bahn) binip son durakta iniyorsunuz. Kamp ortalama 20 dakika yürüyüş mesafesinde. Oranienburg çok sevimli bir kasaba. Etrafı izleyerek yürüş mesafesi çok hızlı geçiyor ama kamp bir o kadar sarsıcı. Özellikle bu kampta iki yüz bine yakın kişinin tutulduğunu ve yaklaşık yüz bin kişinin katledildiğini öğrendiğinizde bir süre kendinize gelemiyorsunuz.

Belin’de fazladan yarın gününüz varsa mutlaka kampı ziyaret eden. Gidiş süreniz trenle 45 dakika. Kampa giriş ücretsiz. haftanın her günü saat 18:00’a kadar kamp ziyarete açık. Kampa kadar giden otobüsler de var ama hem yanlış binme olasılığınız yüksek hem de şoförler İngilizce bilmiyor, tam bir kabus yaşayabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir